İLETİŞİM TARİHİ 1

7 Nis

İLETİŞİM TARİHİ 1

İletişim tarihi

Yazı, tarih içerisinde oynadığı büyük rolünü aradan geçen asırlara rağmen hâlâ oynamaya devam etmekte, sadece geçmişte değil bugün de mesajların iletilmesinde başvurulan temel bir araçtır

Tarihin diğer bilim dallarına kaynaklık ettiği dikkate alınırsa iletişim tarihini de tarihin başlangıcı olarak kabul edilen yazı ile başlatmak gerekir

Tarih kelimesi İbranice’de ay anlamına gelen yarex kelimesinden gelir. Yunanca’dan Latince’ye geçen historia kelimesi de Araplara astird şeklinde geçmiştir. Olayların gelişmesinde hatta madde ve eşyanın geçmişi ve şimdiki durumunu anlatan her yazı ve her hikâye, tarihtir.

Böylece biz insan ve insanlar arasındaki ilişkileri değil, doğal olayların tarihini de, cansız şeylerin mesela altı-nın, demirin, ipek kumaşın, buğdayın, tütünün; çeşitli ağaç varlığının, mesela elma ağacının; taşlardan mesela mermerin tarihini söz konusu edebiliyoruz. Fakat burada tarih dediğimizde öncelikle daha çok insanlığın ya da milletlerin tarihi aklımıza gelmektedir. Bu sebeple tarih, toplumsal yapının üyesi olunması sebebiyle insanlığın yaptığı eylem ve fikirlerinin gelişmesini izleyen bilgidir

Tarih, insanlığın sosyal ve siyasi yapılar oluşturarak gelişme ve ilerlemeye yöne-lik hareketlerinde insanlar ve topluluklar tarafından gerçekleştirilen işleri, orta-ya atılan fikirleri ve bunların sonucu olarak ortaya çıkmış olan olayları araştırır. Tarih bu olayların maddi ve manevi sebeplerini ve sebepler ile olaylar arasında-ki ilişkileri araştırıp ortaya çıkarır. Hatta Yunanca istoria kelimesi aslında araş-tırma demektir

Tarih bilimini geniş biçimde tanımlamak kolay değildir. Monod, tarihi in-sanlık çalışma ve düşüncelerinin durumunu, gelişmesini ve bağlılık durumu bakımından ortaya çıkışının bütünü olarak açıklar. Bernheim ise tarih ilmini, insanların zaman ve mekân çerçevesinde ortaya çıkardıkları gelişimlerini, bun-ların insanlığın bireyleri ve toplulukları olarak yaptıkları fiillerinde bu insanlık âleminde konu teşkil eden her birinin ayrı rol ve önemini ortaya çıkaran ve belirleyen psiko-fizik etkilerin teşkil ettiği sebep sonuç ilişkisi çerçevesinde or-taya çıkan eylemleri açısından araştırır ve tanımlar.

Olaylar değerlendirilmek üzere ele alınırken iki farklı analizde bulunmak mümkündür. Zaman ve mekan çerçevesinde meydana gelen gelişmeye ilişkin olaylar arasında bazılarını asıl olay, değişme ya da gelişme, diğerlerine de ikincil olay, değişme veya gelişme olarak belirlemek gerekir. Bu değerlendirmeye rağmen gerçek sebep veya sebep teşkil eden olarak birbirine bağlanan olayların etkililik açısından birbirinden farklı olarak değerlendirilmesi yerine aynı değere sahip olaylar olarak değerlendirilirler

Tarihçinin nesnelliği, nesnel olmadığının farkında olma yeteneği ile ölçülmektedir. Tarih-çinin ele aldığı olguları inceleyip geleceğe yan-sıtırken yaptığı yorum-lar, o anda kendisinin bulunduğu konumu aşıp aşamaması ile ilgi-lidir

Tarih için insan temel bir unsurdur. Hayvanla insan arasındaki en önemli fark bunlardan birincisinin bir dış olaya her zaman içgüdüsel olarak tepki vermesidir. Oysa insanın özünde, oluşturulmasına içgüdünün yanı sıra mantığın da katıldığ kararlar almak vardır

İnsan ırklarının soyu ve bu ırkların karışmaları ve onların yok olmalarıyla da ilgilenir. Bunlar doğal tarihe aittir, diye tarihçi bu sorunları bir tarafa atamaz. Aradaki fark şudur ki, doğal tarih daha çok insani hayatın gelişimiyle ilgilenir. Doğal tarihin insanların nesli, şekli ve cinsi ile insani tarihin ancak ayrı insan topluluklarının hayatı ile ilgilendiği hakkındaki fikirler doğru değildir. Bunun da ötesinde dünya savaş tarihi insan neslinin geçmişini öğretir. Yalnız insani tarih, bilinçli bir büyük hayatın tarihi olmak itibarıyla tabii bilimlerden ayrı bir yolda yürür. Ayrı insan topluluklarının hayatı, yine aynı insan tarafından öğrenilebile-cek olan yavaş yavaş gelişim alanlarını ve bu toplulukların kendi aralarında git-tikçe yaklaşma safhalarını ortaya koyar. Eğer insanlık tarihi bu konuda diğer hayvanların hayatından farklı olmasa tarihçiye farklı toplulukların hayatında durmaya gerek kalmazdı. Her hâlde insanlık tarihini olağan gelişmeleri itibarıyla öğrenmenin ortaya çıkması tabiat tarihi ile insanlık tarihi arasını gittikçe yakın-laştırmaktadır

Tarih için insan temel bir unsurdur. Hayvanla insan arasındaki en önemli fark bunlardan birincisinin bir dış olaya her zaman içgüdüsel olarak tepki vermesidir. Oysa insanın özünde, oluşturulmasına içgüdünün yanı sıra mantığın da katıldığ kararlar almak vardır

Bu açıklamalardan sonra tarihle ilgili, geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının bütün aktivitelerini yer ve zaman bildirerek sebep sonuç ilişkisi içerisinde anlatan bilim dalıdır

Yine benzer bir şekilde, geçmiş zamanda yaşayan insanların yaşayışlarını, buluşlarını, de-ğişmelerini, savaşlarını, anlaşmalarını, kültürlerini, uygarlıklarını yer ve zaman göstererek ve kaynaklara dayalı olarak, sebep sonuç ilişkisi içerisinde incele-yen bir bilim dalı olarak tanımlayabiliriz

arih, bize çağdaş hayatı geçmiş hayatın gelişimi olarak yakından anlatır; hatta gelecek hakkında dü-şünmeyi de mümkün kılar. Bundan başka genel tarih, sosyal ve iktisat tarihi gibi özel bilimlerin meydana gelmesine sebep olduğu gibi tabii bilimlerin bazı güç sorunlarını da çözmeye yardım etmiştir

Bilim olması ve özellikle insanlığa ken-disinin geçmişini öğreten bir ilim olması sebebiyle tarihin yararı bilinmektedir.

 

İNSAN İLETİŞİMİNİN AYİRT EDİCİ ÖZELLİKLERİ

Yazılı tari-hin incelendiği kesim insanların dünyada etkin olmaya başladıklarından bu yana geçen zamanın olsa olsa ancak yüzde biri kadardır

Yazı öncesi dönemlerde sözlü iletişim ve mesaj-lar için farklı simgelerin kullanılması söz konu-suydu. Simgeler insan-lar tarafından oluşturu-labileceği gibi insanlar dışındaki canlılar veya diğer doğal olaylardan kaynaklanarak da olu-şabilmekteydiİster tarih öncesi dönemde isterse tarihle birlikte başlayan süreçte olsun, iletişim için temel faktörler aynıydı. Bunun da temelini mesajın alıp verilmesi oluşturmaktaydı. İster ailede, ister çevrede insan için verilmiş olan bir söz, sim-ge veya işarete ihtiyaç vardı Zaman içerisinde bilgi ve kültürün gelişimine paralel olarak söz, simge veya işaretlere yüklenen anlam çoğalabilmiştir

Yazının ilk bulunduğu yer Mezopotamya’dır. Yazılı tarih dönemlerinde insanlık kültürünün ana nehri ve Mısır’dan çıkıp Yunan ve Roma, Bizans ve İslam dünyası yoluyla Atlantik Avrupası’na ve Amerika’ya doğru akarken kendisine Hint, Çin, Meksika ve Peru uygarlıklarından ve sayısız barbar ve vahşi toplulukların kültürlerinden katılan kollarla durmaksızın genişledi

Var oluşundan itibaren insan söz, işaret ve simgeler aracılığıyla iletişim kurmuş, yeni araç gereçler iletişimi arttırmıştır

 

İnsan tabiatı gereği iletişim kurma ihtiyacındadır ve insanlar arasındaki iletişim ilk dönemlerde söz ve işaretle olmasına rağmen yazının bulunuşundan sonraki dönemde de işaret ve bazı simgelerle iletişim kurulması uygulaması terk edilmemiştir. İlkel toplumlardaki tepeler üzerine ateş yakılarak veya du-manla iletişim kurma uygulamaları son dönemlere kadar devam etmiştir. Yine davullar çalınarak mesajların verilmesi geleneği de uzun zaman devam etmiştir. Bu tür iletişim kurma uygulamaları dünyanın farklı coğrafyalarındaki insanlar tarafından uzun süre devam ettirilmiştir

M. S. 9. yüzyılda bile Bizans İmparatoru kendi imparatorluğunu Abbasile-rinkinden ayıran sınıra düşmanın sınırı geçtiği uyarısını başkentinden eğer hava çok kapalı değilse bir saat içinde almasını sağlayacak bir ateş ve fener hattı kurdurmuştu. İlginçtir ki son derece basit olan bu yöntem bugün de şurada veya burada hâlâ varlığını sürdürmektedir. Örneğin Papalık seçimlerinde San Pietro Meydanında Kardinaller Meclisi tarafından bir papanın seçildiğini beyaz duman işareti verildiğinde öğrenebilmekteyiz; siyah duman ise kardinallerin son oylamasının sonuç vermediğini ve görüşmelere devam edildiğini belirtir

Moğol İmparatorluğu haber ulaştırma işinin yapılabilmesi için iki yüz bin attan yararlanıyordu

Yazının bulunu-şundan önce bilginin aktarılabileceği tek kanal vardı: İnsan hafızasından destek alan söz. Bu dönemi en iyi simgeleyen olay, maraton koşucusunun öyküsüdür. Milattan önce 490 yılında Yunanlıların Perslere karşı kazandıkları zaferden son-ra haberci Atina’ya kadar 42 kilometre 195 metre koşar, orada ülkesinin zaferi-ni bir nefeste anlattıktan sonra bitkinlikten ölür. Taşıdığı haberle bütünleşmiş gibidir ve onu içinden attıktan sonra sanki simgesel olarak yok olmaktadır

En eski resmî posta merkezlerinin Pers Ahameniş İmparatorluğu zamanına kadar uzandığı sanılmaktadır. Bu uygulama daha sonra kesintisiz olarak Helen monarşilerine, Roma ve Bizans İmparatorluklarına ve Müslüman dünyasına yaygınlaşmıştır

Yazı ile birlikte iletişim bir anlamda dolaylı hâle gelmiştir. İnsanlar arasındaki sosyal ilişkiler daha karmaşık bir durum ka-zanmıştır. Yazı, mesajın kaynağına dönebilmeyi sağlayan sağlıklı bir araç olmuş-tur. Sözlü iletişimde yaşanan içeriğin anlam değiştirmesi ve çoğu kez söylenti hâline gelmesi, haberlerin mesajı taşıyanın ihtiyaç ve amacına dönüşmesi gibi sorunlarını büyük oranda ortadan kaldırmıştır

At ve devenin yanı sıra Perslerin önceden bildikleri ve kullanımı İslam fe-tihleri sırasında yaygınlaşan posta güvercininden de söz edelim. Kutsal toprak-lara gelen Haçlı Orduları düşmanlarının bundan ciddi yararlar sağladığını acı bir biçimde keşfettiler. Ama bu yöntemin kullanım sınırları yine de dardı; öncelikle çok ince kağıtlar üzerine yazılsa da uzun mesajlar iletmek mümkün olmuyordu, hem de güvercinler sık sık düşman şahinleri tarafından yakalanıyordu. Böylece haber düşmanların eline geçiyordu ki bu durum daha o zamanlarda şifrelerin icat edilmesine sebep olmuştu

 

KÜLTÜRÜN VE İLETİŞİMİN GELİŞİMİ

Matbaa öncesi dönemde de elle çoğaltılan kitle iletişim araçlarından söz etmek mümkündür. İlkçağ medeniyetlerinden beri panayır, agora, forum veya tapınak gibi haberlerin dolaştığı ayrıcalıklı yerler bulunmaktadır

Eski Yunan ve Roma’da günün haberleri agorada pazar yerinde ilan edilirdi. Acta Publica, Acta Duirna: Bir tür resmî gazete duvarlara asılarak Romalı vatandaşlara okunmak üzere sunulurdu. Senato kararlarına Acta Senatus denilirdi

Zengin Romalılar şehre gidip resmî fiyat listelerini, mal fiyatlarını ve aynı zamanda kârlı spekülatif işler yapmalarını ve politikada uygun zamanda kazançlı tavırlar almalarını sağ-layacak söylentileri toparlamak üzere köleler bulundurmuşlardır (İnuğur, 2005:33). Ancak, elle çoğaltılmasına ve önemli bir işlev görmesine rağmen Ro-ma İmparatorluğu’nun yıkılması ile birlikte haber bültenleri de ortadan kalka-caktır

15. yüzyıldan itibaren ve 16. yüzyıl boyunca bugünkü gazetelerin ataları olan el yazması haberlerin gelişimi-nin de tanıklık ettiği, giderek yoğunlaşan bir bilgi dolaşım ağı kurulmuştur. Özel-likle Almanya ve İtalya’daki büyük iş merkezlerinden ekonomik ve politik du-rum hakkında özetlenmiş bilgiler yola çıkıyordu. Bunlar uç uca ekleniyor ve yazıcılar tarafından 100, 200, 300 nüsha hâlinde hızla çoğaltılıyordu. İşte bunlar 15. yüzyıl sonlarından itibaren Venedik’te avvisi, daha sonra da Hollandalılar tarafından zeytungen diye adlandırılan el yazmalarıdır. Anvers, Frankfurt, -zengin bir fuara sahip olan- Lyon da bu örneği izlemiştir

Elle çoğaltılan ilk haber bültenleri Roma’da çıkarılmakta, insanlar haber ve bilgi almak için şehrin duvarlarına asılan bu bültenleri okuyabilmekteydi

Ortaçağ Avrupasında kilisenin de baskısıyla iletişim ve kitle iletişim araç-larına yönelik baskı ve sansür uygulanmıştır. Haber mektuplarının ortaya çık-masından önceki dönemde etkili kitle iletişim aracı olarak kitap bu baskı ve sansürden büyük oranda etkilenmiştir. Aynı dönem İslam dünyasındaki ülkeler-de kitap ve kütüphaneye büyük önem verilmiş ve çok sayıda kitabın bulunduğu kütüphaneler oluşturulmuştur. Kilisenin düşünceye koyduğu ambargonun İs-lam dünyasında olmaması bu gelişmenin en önemli sebebi olmuştur.

Gazete ve dergilerin ortaya çıkması ve hızla gelişmesi iletişimin ve özellikle kitle iletişimi-nin daha geniş alana ulaşmasını sağlamıştır. Bu durum beraberinde içeriğin gelişmesini, denetlenmesini ve ileti-şim kurumları arasında-ki rekabeti getirmiştir

İLETİŞİM TARİHİNİN ORTAYA ÇIKIŞI VE SINIFLANDIRILMASI

İletişim tarihinden söz ederken genel olarak iletişim olgusu dikkate alını-yorsa başlangıcını ilk insana kadar götürmek gerekir

insanın var olmasıyla birlikte bir iletişimden söz etmek ve iletişimi, daha doğrusu iletişim tarihini genel tarihle birlikte başlat-mak gerekir

Bu başlangıcın da tarihin genel olarak başlangıcı kabul edilen yazı-nın bulunuşuna kadar gittiği kabul edilmelidir. İletişim tarihini konu alan birçok çalışmada iletişim tarihi yazının bulunuşu ile birlikte başlatılmaktadır.

İletişim tarihi dendiği zaman genel olarak bir medya tarihinden söz edilebilir (Jeanneney, 2006:7). Medya tarihi çok geniş bir alanı kucaklamaktadır

Devletle pek çok yönden ilişkili yazılı ya da görsel-işitsel basının, yöneticilerin kendilerini bir aynada izleme saplantısı sebebiyle derinden damgasını vurduğu siyasal hayat bu çerçevede değerlendirilebilir

Kitle iletişim araçları, her türlü iletişime fırsat veren sosyal yapılardır

Medya tarihini, geçmişte meydana gelmiş her türlü olayın biriktirilmesi değil de insan toplumlarının bilimi diye tarif ettiğimizde, toplamların araştırılması için hem merkezi hem de kapsayıcı bir perspektif sunmuş oluruz Çok kaba olarak 1750’lerden günümüze kadar medyalar tarihinde birbirini zincirleme şekilde takip eden ama bir ölçüde de örtüşen üç farklı mantık söz konusudur. 18. yüzyılın ikinci yarısı burada başlangıç noktası olarak alınmıştır. Bu dönem asıl olarak modern çağın başından beri dünyanın somutluğuna ve manipülasyonuna izin veren algılama ve temsil şemalarının sarsılışının sonuçlarına bağlıdır.

Medya tarihi içerisinde basılı yayının ve kitabın yeri ayrı bir öneme sahiptir. Yazılı ve basılı yayın aydınlanmanın yayılmasına, böylece de kullanılabilmesine ve son aşamada daha büyük sayıda insanın ilerlemesine izin verir

Yazıyla ve belki kitapla başlatabileceğimiz, gazete ve dergiyle devam ettirebileceğimiz medya tarihi doğrudan pek çok konuyla ilgilidir: Kendisini üretenlere özgü kültürle yapılanan bilgi ile halkın bu bilgiyi üretenleri etkileyen tepkileri arasında oluşan karmaşık diyalektik ilişkiden hareketle farklı dönem ve ülkelerde düşünce biçimlerinin gelişimi böyledir

18. yüzyılın son çeyreğinde özellikle Fransa’da temel haklar, yeni düşünce modelleri ortaya çıkar ve medya yaygınlaşır.

19. yüzyıl tüm gezegeni saran ve ilk defa çağdaşlarına hızlı bir enformasyon deneyimi kazandıran şebekelerin ortaya çıkışına tanık olmuştur. Giderek yaygınlaşan bu şebekeler hem küresel köy şeklinde yeniden ortaya çıkan ütopyanın, hem de evrensel, doğrudan ve dolaysız bir iletişimi ve katılımı hedefleyen bir demokrasi rüyasının ilk taşıyıcıları olmuştur.

20. yüzyıl teknolojik gelişmelerin de etkisiyle medya alanında büyük değişmelere sahne olmuştur. Gelişmeler bir yandan medyanın görevlerini artırırken rolünü de genişletmiş, diğer yandan toplumun sosyal ve ekonomik yapısında 19. yüzyıldan farklı değişmeler meydana getirmiştir. Devlet şekilleri ve ekonomik sistemleri hangi türden olursa olsun tüm iktidarlar, kuvvet ve eylem araçları olan haber araçlarını kendi yararlarına ve siyasal ideolojilerine uygun biçimde kullanma amacına yöneltmiştir

Bu yüzyılın ilk yarısı medyaların görüntü ve ses unsurlarının çeşitlenmesiyle belirlenmiştir. Daha önce kitabın ve gazetenin yaptığı gibi sinema da kurgusal eserlerde bireysel ve toplumsal ilişkilerin hayali temsilini ortaya çıkarmanın ötesine geçmiş, enformasyon sağlama işleviyle dünyanın temsilini ve kollektif hayatın sunumunu bir araya getirerek tamamen siyasi bir işlev kazanmıştır.

Sinemanın ortaya çıkışı yeni medyada eski içeriklerin yani 19. yüzyıl sonunun okur yazar Avrupalı topluluklarına alışkanlık kazandıran roman anlatımının ve popüler basının tanımladığı dünya gösterisinin yeniden kullanılmasına yol açmıştır. Bu sebeple kitabın tarihinde uzun süre merkezi konumda bulunmuş olan sansür sorununun 1930’larda sinema hayatının kalbinde yer alması şaşırtıcı değildir

Yeni medya sadece bir devamlılık ve yeniden yatırım değildir. Aynı zamanda kendi mantığı üzerine bir düşünce geliştirilmesi için de fırsat yaratır

Bu dönem kitle iletişim alanında ülkelerin bölge ve dünya üzerinde kur-maya çalıştıkları hâkimiyet yanında ideolojilerin medya üzerinden savaşına da sahne olmuştur. İktidarların iletişim araçları üzerinde denetim kurma çabaları yanında radyo başta olmak üzere medya üzerinden milli çıkarlar doğrultusunda propagandanın zirveye çıktığı yıllar olarak da bu dönem dikkati çekmektedir. İletişim araçları üzerinden yapılan etkileme ve yönlendirme çabaları kitle ileti-şim araçlarının güçlü etkilere sahip olduğu görüşlerinin de taraftar bulmasını sağlamıştır

2. Dünya Savaşı sonrasında yeni kitle iletişim aracı olarak televizyon devreye girer ve sürekli gelişir

Televizyon hem açık biçimde siyasi programlarda hem de kurgu ve eğlence programlarında kendi içinde sürekli olarak yenilenen süreçlere göre gelişir. Televizyon giderek Jürgen Habermas’ın verdiği anlamla referansın kamusal alanı gibi işlev görerek dünyanın, toplumun, bir araya geldikleri ayrıcalıklı yer olmuştur. Onun kullanımının yaygınlaşması, yazının, öncelikle de kitap dünyasının pratikleriyle bir kopuştan yola çıkılarak bu medyanın doğası üzerinde bir düşünce biçimi oluşturulmasına yol açmıştır. Entellektüellerin oluşturduğu ikili karşıtlığa göre sinema, radyo, televizyon gibi gönümüz medyaları farklı derecelerde de olsa baştan çıkarmanın, eğlencenin, sahte ve yabancılaştırıcı temsillerin tarafında yer alır. Bu nitelikler tarihsel bir donatımın ürünü değil yeni medyaların doğalarının sonucu olarak kabul edilir

Gelinen süreçte medyanın gelişim sürecinin hızlandığına, aynı zamanda sahne alan yeni araçlarla birlikte diğerlerinin geleceğine ilişkin kaygıların da arttığına tanık olunmaktadır. Henüz geçen yüzyılın son çeyreğinde devreye giren ve evrensel köyü küçülten elektronik medya, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın henüz başlarında bile diğer araçlar için tehlike çanlarını şimdiden çal-dırmaya başlamıştır. Medyalar tarihi denildiği zaman yazı olmasa bile kitapla birlikte başlayan, gazete ve dergiyle devam eden ve radyo ile yeni bir biçim alan daha sonra televizyonla birlikte yepyeni bir dönem olarak adlandırılan sürecin gerçek tartışma konusunu alanda yeni sahne alan elektronik medya oluşturacaktır. Yeni araç ve süreçte yarattığı değişimi dünün ve bugünün tarihi-ni yazacaklar belirleyecektir

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: